KAMU İHALE KURULU KARARI
Toplantı Tarihi
Karar No
:
07.05.2021
: 2021/MK-184
yükümlü oldukları sonucuna ulaşılmaktadır.
Anayasal düzenlemeler, kural olarak doğrudan uygulanacak hükümlerden olmayıp,
kanunlarda gerekli düzenlemeler yapılarak yaşama geçirilirler. Ancak, öğretide ve Anayasa
Mahkemesi'nin kimi kararlarında, yürürlüğe konulması gereken yasal düzenlemede yer
verilmesi gereken konuların Anayasa metninde açıkça kurala bağlandığı durumlarda, bir özel
kanun ya da yürürlükteki kanunlarda uygun değişiklik yapılması gerekmeksizin Anayasa
hükümlerinin doğrudan uygulanacağı kabul edilmektedir.
…
Anayasa'da yer alan düzenlemeler, normlar hiyerarşisinde aynı düzeyde yer
aldığından bu kuralların birbirine üstünlüklerinden söz etmek mümkün olmamakla birlikte,
Anayasal normlar değerlendirilirken normun kabul edildiği tarihe bakılarak yorum
yapılabilmesi mümkündür. Bu kapsamda, her ne kadar Anayasa'nın 125. maddesinde, idarî
işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirim tarihinden başlayacağı belirtilmiş
ise de; 40. maddeye eklenen fıkrayla, idarî işlemlerde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve
mercilere başvuracağının ve sürelerinin belirtilmesi zorunluluğu getirildiğinden, kişilere
bildirilen idarî işlemlerde başvuru süresi ve başvuru yerinin de gösterilmesi gerekmektedir.
Dava açma süresini başlatacak olan bildirim, Anayasa'nın amir hükmü gereğince başvuru
mercii ve süresini de gösteren yazılı bildirimdir. Bunun dışındaki yazılı bildirimler,
Anayasa'nın 40. maddesinin amir hükmüne uygun olmadığından, dava açma süresini
başlatmayacaktır.
Bu itibarla, Devlet'in, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere
başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğunu öngören Anayasa'nın 40. maddesinin
ikinci fıkrasındaki düzenlemeye rağmen, gerek 21/05/2015 tarihli ihale komisyonu kararında
gerek bu kararın bildirimine ilişkin olarak davacıya gönderilen 27/05/2015 tarih ve 4681
sayılı yazıda ve gerekse şikâyet başvurusunun reddine ilişkin işlem ile bu işlemin
bildirilmesine ilişkin yazıda ilgili mercilere ne kadar sürede başvuruda bulunulabileceğinin
belirtilmediği anlaşıldığından, idarenin doğru bilgilendirme yükümlülüğünü yerine
getirmemesi ve hak arama özgürlüğünün ihlâl edilmiş olması karşısında, şikâyet ve itirazen
şikâyet başvurularının süresinde olmadığından bahisle başvurunun süre yönünden reddine
ilişkin dava konusu Kurul kararının bu kısmında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Davacının itirazen şikâyet başvurusunun şekil yönünden reddine ilişkin kısmı
incelendiğinde; dava açma amacı ile Mahkemeye müracaat eden davacıdan, dava dilekçesi
ile birlikte Kamu İhale Kurumu'na yapılacak itirazen şikâyete ilişkin başvuru ücretini ve
başvuruda bulunmaya yetkili olduğuna dair belgeleri (avukat vekâletnamesinin aslı ya da
onaylı örneğinin) sunmasının beklenemeyeceği, 4734 sayılı Kanun'da, Mahkemelerce
merciine tevdi kararı verilerek Kamu İhale Kurumu'na gönderilecek dosyalardaki başvuru
usul ve esaslarına ilişkin herhangi bir düzenlemenin bulunmadığı, bu şekilde merciine tevdi
kararı ile davalı Kurum'a gelen dosyadaki itirazen şikâyet başvurusu usulünün özel bir durum
oluşturduğunun açık olması karşısında, Mahkemece merciine tevdi kararı verilip
verilmeyeceğinin davacı tarafından davanın açılması aşamasında bilinemeyecek olması
nedeniyle, dava dilekçesi ile birlikte sunulması beklenemeyecek olan itirazen şikâyet
başvurusu bedelini Kurum hesaplarına yatırmak ve başvuruda bulunmaya yetkili olduğuna