KAMU İHALE KURULU KARARI
Toplantı Tarihi
Karar No
: 24.08.2016
: 2016/MK-442
tarafından gerçekte yapılmayan bir giderin idarece yükleniciye ödeneceği anlamına geldiği,
bu nedenle, istekliler tarafından, Kanun'da belirlenen yükümlülük kapsamında çalıştırılması
gereken engelli işçiler için yapılan Hazine yardımı dikkate alınarak belirlenecek olan
tekliflerin usulüne uygun olduğu açıktır. Ancak; 6518 sayılı Kanun ile değiştirilen 2828 sayılı
Sosyal Hizmetler Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca haklarında koruma veya bakım tedbir
kararı alınmış olup fasılalı olarak geçen yararlanma süreleri dahil iki yıldan az olmamak
üzere, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın sosyal hizmet modellerinden yararlanan
çocuklardan reşit olduğu tarih itibarıyla bu hizmetlerden yararlanmaya devam eden kişilerin
işe yerleştirilmeleri ile ilgili olarak Kamu İhale Genel Tebliği'nde bir düzenleme yer almadığı,
6518 sayılı Kanun'un amacı dikkate alındığında 4857 sayılı İş Kanunu'nun aksine bahsi
geçen kişilerin özel sektörde istihdam edilmesinin zorunlu olmadığı, özel sektör
işverenlerince istihdam edildiği takdirde 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar
ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 81'inci maddesine göre ödenmesi gereken ve aynı
Kanunun 82'nci maddesi uyarınca belirlenen prime esas kazanç alt sınırı üzerinden
hesaplanan malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi, kısa vadeli sigorta kolları primi ve
genel sağlık sigortası primi, sigortalı ve işveren hissesi primlerinin tamamı ile 25.08.1999
tarihli ve 4447 sayılı işsizlik Sigortası Kanunu'nun 49'uncu maddesinin birinci fıkrasına göre
ödenmesi gereken işsizlik sigortası primi, sigortalı ve işveren hissesinin tamamı sigortalının
işe giriş tarihinden itibaren beş yıl süre ile Hazine tarafından karşılanmasının sosyal devlet
olmanın bir gereği olduğu ve işverenleri teşvik amacı taşıdığı; 6518 sayılı Kanun kapsamında
işçi çalıştırmakla mükellef olmayan davacının, Hazine'ce karşılanacak prim tutarını düşerek
teklif bedeli oluşturmasının mevzuata uygun olmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu
işlemde hukuka aykırılık, davacı şirketin, 6518 sayılı Kanun kapsamında aranan şartları haiz
olup olmadığı hakkında bir karar verilmediği gerekçesiyle dava konusu Kurul kararının iptali
yolundaki Mahkeme kararında ise hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; temyiz isteminin kabulü ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca Ankara 3. İdare Mahkemesi'nin 04.01.2016 tarih ve
E:2015/967, K:2016/2 sayılı kararının bozulmasına, davanın reddine…” gerekçesiyle
kararın bozulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Anayasa’nın 138’üncü maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları
ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme
kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği
hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci
fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına
göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu
sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm
altına alınmıştır.